Sığ Alan Derinliği ve Bokeh (Blur) Kavramı

Alan derinliğinin sığ olması (shallow) fotoğrafta bize, gözümüzle normalde görmeyeceğimiz, farklı görsel etkiler elde etmemize imkan tanır. Gereksiz objelerin dikkatimizi çekmesini önleyerek konunun yalın bir şekilde ön plana çıkmasını sağlarken aynı zamanda bulanık alanda oluşan dairesel görseller fotoğrafa hoş ve fantastik bir duygu katar.

resim1

Bokeh Etkisi için tanımlanmış standart bir kural ve ölçüm kriteri yoktur ancak sert kontrast içermeyen ışık dağılımı, cisimlerin şekilsel olarak zıt ve göze hoş gelmeyen desenler içermemesi, bulanık alanda ışık yansımalarının yuvarlaklığı gibi hususlar Bokeh etkisinin kalitesini belirler. Bulanık alanda oluşan bu dairesel görüntülerin ne denli belirgin yuvarlaklar halinde oluştuğuna göre Bokeh etkisinin ve kalitesinin yüksek oluşundan bahsedilebilir. Yani Bokehde amaç sadece bulanıklık değil, aynı zamanda dairesel görünümlerin elde edilmesidir. Işığın kontrastı ve cisimlerin şekilleri de bu yumuşak görümü bozmayacak özellikte olmalıdır.

 

resim2

resim3 resim4

Sığ alan derinliği elde etmek için gerekli olan 3 husus Bokeh için de aynen geçerli olmakla birlikte sadece bu hususlar daha etkili Bokeh görünümleri elde etmek için yeterli değildir.

Sığ alan derinliğini etkileyen hususlar

1. Diyaframın açık olması,

2. Objeye olabildiğince yakın olmak,

3. Dar açılı (tele) lens kullanmak idi.

Bokeh kalitesini etkileyen diğer hususlar

1. Diyafram Açıklığının Yapısal Özelliği:  Diyafram açıklığının şekli ön veya arka planda oluşan ışık patlamalarının şekilleri için belirleyicidir. Diyafram açıklığı ne kadar daire şekline yakınsa bu etki o kadar artar. Diyaframın dairesel şekle sahip olması ise fazla sayıda diyafram bıçakları ihtiva etmesi veya göreceli az sayıda ancak dairesel şekil sağlamak üzere şekillendirilmiş yapraklar içermesi ile mümkündür. Bu genellikle fiyatla da doğru orantılıdır. Örneğin Canon 50mm f1.8 lens 5 diyafram bıçağına sahipken, Canon 85mm f1.2 USM L lens 8 diyafram bıçağına sahiptir. Bu lensler ilgili fiyat kıyaslamasını gösteren görsel aşağıda verilmiştir.

 

lenskiyas1

lenskiyas

Örneğin 6 yapraklı diyaframa sahip bir objektif ile yapılan çekimde arka plandaki ışık patlamaları tam altıgen olmasa da altıgen şekline yakın bir özellik göstereceklerdir.

Estetik açıdan bakıldığında fotoğrafçılıkta tam daire şeklinde görünen arka plan ışık patlamaları daha hoş ve başarılı kabul edilmektedir.

2.Sensör Boyutu: Özetle söylemek gerekirse sensör büyüdükçe Bokeh etkisi artar.

Örneğin 1.5x çarpanlı APS_C makinede kullanılan 100mm odak uzaklığı olan bir objektif, Fullframe’de kullanılan 150mm odak uzaklığındaki objektifin kaplama alanının görünümünü verir. Buna bağlı olarak net alan derinliği de 35mm’ de kullanılan f-stop değerinin 1.5 ile çarpılarak bulunmasını gerektirir. Yani, 1.5x çarpanlı formatta 100mm f/2.8 bir lensin çektiği görüntüyü ve alan derinliğini, Fullframe bir makinede 150mm ve yaklaşık f/4 değerinde elde ederiz. Bu açılardan bakıldığında, algılayıcı formatı büyüdükçe net alan derinliğini daraltmak daha ve bokeh etkisini artırmak kolaylaşacaktır.

3. Fotoğraf konusunun arka/ön plandaki diğer nesnelere uzaklığı: Bokeh veya bulanıklaşma etkisi arka veya ön planda net alan derinliği dışında kalan bulanık objelerin gözlenmesi ile algılanır. Arka plandaki odak dışı nesne, şekil ve renklerin fotoğraf konusuna olan uzaklığı, bokeh üzerinde etkisini tonlarda ve renklerdeki geçişlerde ve kısmen de olsa bulanıklığın yoğunluğunda kendini gösterir.

Odaklanan konuya yakın mesafedeki şekil ve renkler net alan derinliği sınırlarına yakınlaştıkça belirginlikleri artacak ve bulanıklık etkisi azalacaktır. Bunun da renk ve formlardaki geçişler üzerindeki etkisi yumuşak olmaktan çok, belirgin ve sert geçişler olarak kendini gösterecektir. O nedenle netlik yapılan ana konu objesi ile ön ve arka planda bulunan diğer objelerin mesafesi ana konudan uzaklaştıkça bokeh etkisi artacaktır.

4. Arka ve ön plandaki desenler, şekiller ve renkleri: Bokeh etkisinin kalite kriteri olarak göze batmayan, göze hoş görünen şeklindeki tanımlama dikkate alındığında, bulanık alanda yer alan renk, şekil ve desen geçişlerinin uyumlu ve yumuşak olmasının önemi anlaşılmaktadır.

5. Uygun lens kullanımı: Yukarıda sığ alan derinliği için dar açılı lens kullanımı gerektiğini belirtmiştik. Lensin odak uzaklığı, maksimum diyaframa bölündüğünde çıkan sayı ne kadar büyükse, bokeh kalitesi de o kadar iyi olur. Bokeh Kalitesi = Odak mesafesi / Diyafram açıklığıdır. Bu aynı zamanda lensin içinde yer alan diyaframın çapını veren formüldür. Bir örnekle izah edecek olursak 100 mm ve f4 açıklığa sahip bir lensin en açık diyafram çapı 100/4=25 mm’dir (2,5 cm). Eğer aynı lensin diyafram değerini f8 yaparsak bu değer 12,5 mm olacaktır. Bu değer küçüldükçe net alan derinliği artarken Bokeh kalitesi azalır.

Lense ait fiziksel özellikler bakımından sadece lens açısı ve diyafram özellikleri bokeh etkisi ile ilişkili tek husus değildir. Lensin merceklerinin optik kalitesi de bokeh üzerinde son derece etkilidir: Objektiflerin içlerinde barındırdıkları cam elemanlar asla yüzde yüz doğrulukta üretilemezler. Objektifte kullanılan cam yüzeylerinin simetrisi (veya asimetrisi) fotoğraftaki net alandaki kontrast ve netlik/detay hissini etkilediği gibi, net alan derinliği dışında kalan bulanık kısımları da etkiler.

Bulanık ön-arka planda yer alan renk ve şekillerdeki bulanıklık geçişleri optik tasarımdaki kusurlara bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bu kusurlar arasında bokeh etkisini en çok ilgilendirenleri kullanılan camların spherical aberration özellikleridir (astigmat olup olmama durumu). Günümüzde bu itibarla anastigmat lensler üretilmektedir. Camın mükemmel tam küre kesit olmadığı durumlar dairesel aşırı düzeltilmiş veya dairesel az düzeltilmiş olarak sınıflandırılır. Her iki durumun bulanık alandaki renk, ton ve şekil geçişleri üzerinde etkisi farklıdır.

resim5

%d blogcu bunu beğendi: